Advert
Advert

Açmaz o hesaplar, son çare AYM

Eğri oturup, doğru konuşmak lazım. Haftalardır, değişik kanalların, değişik programlarında, bir sürü insanın kafa yorduğu bir şey var.

Açmaz o hesaplar, son çare AYM
Açmaz o hesaplar, son çare AYM Murat Yılmaz
O da 2023'de Sayın Erdoğan'ın karşısına kim çıkacak, hangi strateji ile çıkılacak.

Formül çok, açarı yok.

Başta şunu bir belirteyim ki, Kemal Kılıçdaroğlu'nun hiç de öyle ahım şahım, iktidar olma çabası falan da yok. Hoş zaten şansı da yok.

Çünkü eminim ki, zerre miskal şans görse, zaten kimseye bırakmaz, Millet İttifakı'nın da büyük ortağı olması hasebiyle, kendi aday olurdu.
Ama olmuyor, olamaz.

Birileri, Abdullah Gül ismine adeta kilitlenmiş gibiler.
Yeni moda bir de Babacan ismi atıldı potaya.

Bu iki formülün imkansızlığın iki ana unsuru var.
Birincisi Meral Akşener, ikincisi ise Muharrem İnce.

Çünkü, özellikle de CHP'nin sol ve ultra sol kanatları, zinhar bu iki ismi tasvip etmezler.
Ancak içlerinden de bir aday çıkarırlar ise şuraya bir kehanet bırakıyorum:
Kim olursa olsun, Sayın Erdoğan en az %55, hatta %60 ile bu seçimi, hiç zahmetsiz kazanır.

Akşener de İnce de aslında boylarının ölçülerini daha evvel almış olmalarına rağmen, bitmeyen egoları, onları tekrar aday olmaya itmekte.

Çatı adayı işi zor, hem de çok zor.

İlle de sağdan bir isim olmalı.
Bu kez İnce faktörü ortaya çıkar.
Yüzbin imzayı, havada karada toplar, aday olur.
Elbette isteği çatının tek adayı olmak olsa da bu formülün karşısında da, Kılıçdaroğlu ve Kaftancıoğlu var.

Tam bir dilemma.

Bazıları ise Kılıçdaroğlu'nun zaten çoktan bir aday belirlediğini ve Gül isminin bir false Flag operasyonu olduğunun kanaatinde. Belki de doğrudur da, bu bile belli başlı engellere takılmaya mahkum olabilir.

Gerçek olan şu ki, Kılıçdaroğlu, kendi koltuğuna tehlike ihtiva edecek hiçbir isme bu şansı vermeyecektir.

Nitekim, İmamoğlu ve Yavaşa da "Belediye Başkanları siyaset ile ilgilenmesin" diyerek, bu iki ismin de heveslerini kursaklarında bıraktı.

O gündür de İmamoğlu çalışmayı bıraktı!

Çoklu aday formülü ile seçime girip, işi ikinci tura bırakma stratejisi de ilk başta ilginç gözükse de, yine aynı açmaz ile karşı karşıya kalıyor.

O da CHP'nin kimi aday göstereceği sorusu.

Kaldı ki, son seçimlerde bu strateji denendi ve millet ittifakı açısından da feci çuvalladı.

Benim kanaatimce Kılıçdaroğlu ya yine, aslında hazzetmediği bir ismi aday yapacak (hem de zoraki), ki bu isim Selin Sayek Böke olursa da hiç şaşırmam ve seçim akabinde de tıpkı İnceye uyguladığı mobing ile uzaklaştıracaktır.

Ya da X bir ismi formalite icabı koyup, zaten belli olan kadere boyun eğecektir, ki bu da aslında işine gelir.

Ne aritmetik yürütürlerse yürütsünler, tüm muhalefeti bir araya getirseniz de bir Erdoğan çıkmıyor işte.
Ve bunun da gayet farkındalar.

İşin içine bir de dışardaki "üst akılları" giriyor.

Ne yapın, edin, bu adamı devirin diye küplere biniyorlar.

Nitekim Joe Biden bunu açık seçik dike getirdi de.

Ve şimdi mesele, Biden kazanırsa işleyecek olan mekanizma nasıl işler, muamma orda.

AYM, son zamanlarda verdiği, gerçekten de tartışmalı kararlar ile aslında tarafını belli etti.

Ve bunu göz önünde bulundurarak da bundan sonra vereceği kararların ne kadar hukuka dayalı ne kadar keyfe keder olacağının konuşulmasına meydan bıraktı.

Aslında, zaten yargıya olmayan güveni, iyice eritti.

Şu son mum söndü, ışıklar yandı meselesi de olacakların işaret fişeği gibi bir şey oldu.

Çünkü bunu yapan kişinin üstününe hukuk mercii olmayan bir kurumun Üyesi.

Şimdi soru şu:
AYM tetikçi olabilir mi?

Durun, heyecanlanmayın, öyle bir devirin içindeyiz ki, olmaz diye bir kavram olmaz.

Nasıl olacak derseniz…

Muhalefetin epeydir tartıştığı bir konu var, adlında saçma tabii de ümit dünyası işte!

O konu da Sayın Erdoğan'ın bir daha aday olmasının Anayasaya aykırı olması konusu.

Saçma, çünkü Türkiye de bir sistem değişikliği oldu ve format atıldı, geçmiş, mazi oldu.

Peki, bazı muhalif isimler, bu konuyu AYM'ye taşır da AYM de bunu acil kodu ile "görüşüp"
Aday olamaz diye karar verir mi 2023'de?
Hukuken mümkün değil de biz bugüne kadar ne mümkün olmayan işlerin olduğunu gördük.

İşte bu yüzden, AYM'nin derhal lağvedilmesi ve yeni sisteme göre şekillendirilmesi de elzemdir.

Elbette, hep konuştuğumuz, bir türlü gelmeyen, yeni ve sivil Anayasanın da yeni sisteme uyarlanarak çıkması gibi.

Bu mesele geniş bir konsensus ile olmayacak ise artık nasıl olur ise acilen olmalı.

Bu minvalde, Sayın Erdoğan'ın neden en az 400 vekil istediğini de bugün sanırım daha iyi anlıyoruzdur.

Eğer olmuş olsaydı, belki bugün bu satırlar yazılmayacaktı…


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam
aym seçimler murat yılmaz makale oku anayasa mahkemesi
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Haftanın yabancı filmi: Spenser Kanunları
Haftanın yabancı filmi: Spenser Kanunları
New York Belediye Başkanı Blasio: “New York, ABD’nin korona virüs merkez üssü”
New York Belediye Başkanı Blasio: “New York, ABD’nin korona virüs merkez üssü”
İtalya'da koronavirüsten ölenlerin sayısı 4032'ye yükseldi
İtalya'da koronavirüsten ölenlerin sayısı 4032'ye yükseldi