Advert
Advert
Yürü be koçum; kim tutar seni…
Erkan Yılmaz

Yürü be koçum; kim tutar seni…

"Ama sen de……………………"

Ne çok sevdiğimiz bir girizgah.
Bayılırız, mest oluruz ve adeta gollük pas gelmişçesine şahlanışa geçeriz…
Nasıl mı..?
İyi niyetle veya değil; biri, bir eleştiri getirir.
Belki amacı kötüdür,
Zorda bırakmaktır,
Sıkıştırmaktır.
Eleştiri konusu doğru bile olsa;
Kartal kesiliriz,
Celalleniriz,
Yükselir,
Ve;
"Ama sen de şunu şunu yaptın, sütten çıkmış ak kaşık mısın, kendini ne sanıyorsun, önce aynaya bak…" gibi kontratağa geçiveririz.

İki kişi arasında da böyledir,
Başka biriyle giyabi bir konuşmada da böyledir,
Cemaat-cemiyet gibi grupsal oluşumlarda da böyledir,
Ve siyasette de, aynen böyledir.
Yahu hele bir dur, dur…
Kızma, şahlanma, sinirlenme ve saldırma…
Azıcık sabret…
Yok yok…
Olur mu hiç; altta kalmak, olur mu…
Savunma kapakları açılmıştır, burun delikleri genişlemiş ve bir şahin gibi rakibine saldırı pozisyonu alınmıştır.
"Sen kimsin ya..!  Kimsin de bana bunları söyleyebiliyorsun. Sen önce kendi k.çına bak da, sonra bana bunları söyle…" gibi, mat etme cümleleri kurulmaya başlanır.

Hatta "sen Nuh desen ben peygamber demem. Sen cennete gidecek olsan, ben o cennete gitmem.." diyecek kadar, hem de..!

Bunun popüler aranası ise siyaset platformudur.
Otokritizasyon, özeleştiri ve eleştirinin hakkı/haklılığı asla yoktur.
Olamaz da…
Rakip parti/partilerden gelmişse eleştiri; misliyle karşılık verilmeli…
Mesela Muhalefet İktidara;
"Şunu kötü yaptın, şunu bozdun, şunu yapamadın…" dese.
İktidar şahlanır;
"Sen kendi geçmişine bir bak… Neyi yapabilmişsin, neyi iyi yapmışsın, neyi bozmamışsın…"
İktidar anlatır;
"Şunları yaptık, bunları gerçekleştirdik, şunları düzelttik…" diye.
Muhalefet şahlanır;
"Senden önce şu şöyleydi, bu böyleydi. Siz her şeyi bozdunuz. Bu iktidar ak dese biz kara deriz…"
Hele bir dur, hele bir dur yahu…
Sakin şampiyon, sakin…
"Ama sen de…" diye başlamadan; bir düşün, birazcık olsun…
Düşünmek iyi bir şeydir,
Sinir yatıştırıcıdır; antidepresan gibidir…
Hemen saldırma,
Dinle, anla, düşün, tezekkür et; saldıracaksan da, öyle saldır…
Bu tavır ve yaklaşımı bazen Açık Oturumlarda görüyor ve gülüyorum; ağlanacak halimize…
"Ama sen de…"cilik şehvetiyle öyle bir saldırıyor ki; tüm birikim ve edinimini yok sayarcasına,
İlim, bilim, milim yok oluyor, bir anda.
Mahalle kavgası gibi; kör dövüşü sanki…
Hatta bir de, rakip konuşurken "sen konuş konuş; birazdan ben senin ağzına edeceğim…" şeklinde manalı bakış ve dahiyane not alış yok mu…

Yumruğumu cebime koydum, bekliyorum edasıyla…
Dişini sıkarak sırasını bekliyor ama arada "sayın modaratör, bu konuda söyleyeceklerim var…" hatırlatmasını da yapmaktan geri durmuyor.

En nihayetinde sıra gelir…
Vay anam vay…
Zerafet görünümlü kükreyiş başlar.
Muhatap, arada bir karşılık vermek ister gibi ses çıkartır.
Ama o kadar; duyulmaz bile, "Kral"ın kükremesinden dolayı.
Ve bu daha da kızdırır; "zorlama zerafet" bir anda kayboluverir.
Avını yemeye azmetmiş aslanımız, en baskın kükremesiyle nihahi vuruşa geçer..
"Siz, sizin zihniyetiniz, sizin döneminiz, sizin devriniz, sizin iktidarınız, sizin yönetiminiz, sizin partiniz.."
gibi başlayan cümlelerle ve profesyonellere taş çıkartacak bir oyunculukla aparkatlar, kroşeler ve hatta belden aşağı vuruşlar başlar.

Artık her yol ve yöntem, söz ve söylem caizdir.
Çünkü "Ama Sen de…"nin şehveti başlamıştır, artık.
Yürüüü be koçum; kim tutar seni…
DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Haftanın yabancı filmi: Spenser Kanunları
Haftanın yabancı filmi: Spenser Kanunları
New York Belediye Başkanı Blasio: “New York, ABD’nin korona virüs merkez üssü”
New York Belediye Başkanı Blasio: “New York, ABD’nin korona virüs merkez üssü”
İtalya'da koronavirüsten ölenlerin sayısı 4032'ye yükseldi
İtalya'da koronavirüsten ölenlerin sayısı 4032'ye yükseldi